Gabriel Fauré ile tanışma

Gabriel Fauré usta ile tanışmam aslında yeni değilmiş o çocukluğumun o çıkarsız bilinç altına yerleşmiş hüzün sevinç arasında bir yerindeymiş.Çocukluk zamanlarımda tüplü televizyonun evimize konuk olduğu dönemlerde oynatılan bir çok Yeşilçam filminde ustanın özellikle Pavane adlı eseri filmlerin en duygu barındırılan kısımlarına şıkıştırılmış o tınılar beynime ve bir çoğumuzun içine yerleşmişdi.İstanbul’un yağmurla haşır neşir olup haylazlık yaptıgı bir günde klasik müzik dinlemek için bilgisayarla arayışa girdiğim anda karşıma çıktı Pavane bütün çekingenliği ve zerafetiyle saatlerce dinledim flüt sadece beynime değil çocukluğuma olan yolculuğuma da  eşlik ediyordu.bu bir nevi geçmişle geleceği birleştiren iyi insanların anlayabileceği bir hikaye idi.sonra günün devamını ustanın eserleri izledi.  Şimdi Gabriel Fauré nasıl yaşamla bu dünyadan geçti bir bakalım.

Hayatının son yirmi yılını sağır olarak geçirmiş bunu bir çok insandan gizlemeyi ustalıkla başarmıştır.Ölümünden yıllar sonra Dostu Landormy bunu açıkladıgında buna kimse inanmamıstı.Küçüklüğünde müziğe ilgi duymuş 9 yaşında org ve piano çalmaya başlamıştır.1865’de savaşa kadar Ren ve Paris kiliselerinde büyük bir başarı ile organistlik yapmıştır.

Daha sonra meşhur Madeleine kilisesine orgcu oldu, bir süre geçince de koroyu yönetmek görevi de kendisine verildi. Paris Konservatuarına hoca olan büyük üstat, onbeş yıl süre ile bu görevi başarı ile yürüttü. Hiçbir zaman vazgeçmediği mütevazı ve iyi niyetli sevecen davranışları ile birçok müzisyen yetiştirdi. Ravel, Schimitt, Roger-Ducasse, Aubert gibi çağımızın önde gelen pek çok bestecisi onun katkıları ile müzik hayatına atılmışlardır.

Yapıtlarında Grek Müziği’nin etkileri hissedilir. Antik sanatın ve pürizmin hayranıydı. Çok sesin genişliği içinde olmasına rağmen, pek büyük bir ustalıkla tek ses imajını eserlerine yansıtmıştır. Arı, yalın, adeta saydam eserler vermiş, denge kusursuzluğu ve yapı sağlamlığı ile kendisini ölümsüzlüğe ulaştırmıştır. Armonik yapısı yeniye dönük klasik olarak tanımlanabilir. Karmaşık akorlardan uzak musikisi, kulağa berrak suların serinliğini ve duruluğunu verir.

Yetiştiği Niedermayer Okulu, klasik konservatuar eğitiminden daha çok, dini ve ağır tonların ağırlıkta bulunduğu bir öğrenim yeri idi. Buna rağmen Fauré, katı ve değişmez tutumlardan daima uzak kalmaya çalışmış, kendi evriminde yeniliğe açık olmuş, dar inançlarla müziği paralel götürmeden, saygılı bir yenilikçi olmuştur.

Ne yazık ki büyük üstat, bugün Fransa dışında pek de tanınmamaktadır. Eserleri konser salonlarında fazla prim toplayacak kadar parlak ve gösterişli değildir. Ama içlerinde belki konser salonundaki dinleyicinin derhal algılayamayacağı incelikler ve mucizevî güzellikler taşımaktadır. Onu maddî problemlerden uzak, kendi iç dünyasına dönmeye hazır bir ortamda dinlemek gerekir. Böyle bir ortamda üstat, mutlaka dinleyeni kendi dünyasına götürecek, güzel notalarla oluşan müzik, onları yüceliklere taşıyacaktır.

Fauré şarkıların, oda müziği eserlerinin, piyano parçalarının denilebilir ki, en güzellerini veren ender bestecilerden biridir. Beethoven ve Mozart’tan çok, Chopin’e benzer. Müziğinin sesi hiçbir zaman fazla yükselmezdi. Sık sık işittiğimiz melodileri öğretmenliği zamanında yazdıklarıdır. Sade ve temiz ifadelidir. Son eserleri ise daha ince ve hassas bir ruhun izlerini taşımaktadır. Onu daha ziyade bu yapıtlarında anlamaya çalışmak gerekir. Bilhassa sağırken yazdığı İkinci Piyano Kenteti (1921) ve Re Minör Trio (1923) ilk eserlerinden çok daha fazla manevî ışıklar taşımaktadır. Bu eserlerde Tanrı’sına teslimiyeti notalara aktarmış, dinleyene belki de pek kolay olmayan ama varıldığında büyük hazlar verebilecek nağmeler bahşetmiştir.

1845’de doğan büyük üstat, hayatının son yirmi yılını sağır olarak geçirdi. 4 Kasım 1924’de, Paris’te hayata madde olarak veda etti. Ama arkasında yüzlerce seçme eser bırakarak, dinleyene yüce melodilerle ufuklar açarak…

Hepsi büyük bir titizlikle yazıldığı için, eserleri içinde bir seçim yapabilmek çok zordur ama biz gene de bazılarını sıralayalım: La majör Keman ve Piyano Sonatı – Sol minör Yaylı Sazlar Kuarteti – Fa majör Ballad – Koro ve orkestra için Raquem – Mi minör Keman Sonatı – Pelleas ve Melisande Suiti ve şarkılar, barkaroller, noktürnler, prelüdler … dinlendiğinde büyük hazlar verebilecek eserlerdir.

Özgür DÜNDAR_Tolga Günal

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s